ÇOCUKLARIN ZEKASI NASIL HESAPLANIR

2013-12-08 17:14:00

  IQ Nedir? İlk zeka testlerinin dayandığı nokta, belirli işler veya test elemanları üzerindeki performansın yaş ile birlikte arttığı, ve bu performansın belirli bir yaş grubunda yer alan daha zeki kişilerin daha az zeki kişilerden ayırt etmede kullanılabileceği varsayımıydı. Alfred Binet'in bu prensipten yola çıkarak, hazırladığı ilk zeka testi, düşük zeka seviyesindeki çocuklara daha iyi bir eğitim sağlayabilmek üzere onları tespit edebilmeyi amaçlıyordu. Binet, bu zeka testlerini öğretmenleri tarafından ileri ya da geri olarak nitelendirilen aynı yaştaki çeşitli öğrenciler üzerinde uygulamaya başladı. Eğer bir problem ya da iş, ileri olarak nitelenen çocuklar tarafından yapılabiliyor ama geri çocuklar tarafından yapılamıyorsa, bu soru o yaş için test maddesi olmaya uygun kabul ediliyordu, diğer durumda ise test maddesi olarak göz önüne alınmıyordu. Bu işin sonunda Binet, aynı yaştaki ileri ve geri grupları ayırt etmek üzere bir çok sorudan oluşan testler elde etmiş oldu. Binet testinde, test uygulanan çocukların zeka yaşlarını göstermek üzere bir sayı kullanılıyordu. Zeka yaşı, uygulanan testte aynı puanı alan çocukların ortalama yaşına karşılık gelmektedir. Örneğin, 10 yaşındaki bir çocuk testten 45 puan aldıysa, ve bu puan 8 yaşındaki çocukların ortalama puanına karşılık geliyorsa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşını 8'dir. Benzer şekilde 14 yaşındaki bir çocuk eğer testten 88 puan aldıysa ve bu puan 16 yaşındaki çocukların ortalama puanıysa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşı 16 demektir. Öğrencilere bu şekilde bir zeka yaşı verilmesi, onların aynı yaştaki diğer çocuklara göre nasıl olduklarını gösteriyordu, ancak böyle bir sayı aynı yaşta olmayan kişilerin zeka derecelerini karşılaştırmakta problem yaratıyordu. Dolayısıy... Devamı

KİRALIK KONAK KİTABININ KONUSU VE ÖZETİ

2013-12-05 07:54:00

  KİTABIN ADI KİRALIK KONAK KİTABIN YAZARI YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU YAYINEVİ VE ADRESİ İLETİŞİMYAYINLARI CAĞALOĞLU, İSTANBUL BASIM YILI 20. BASKI 1999, İSTANBUL 1.KİTABIN KONUSU: Kitapta nesiller arasındaki çatışma yansıtılmıştır. Nesiller arasındaki uçurumdan ve hızlı değişimin getirdiği ahlak buhranı anlatılmıştır. 2.KİTABIN ÖZETİ: Naim Efandi çok zengin, zengin olduğu kadarda hesaplı bir kişiydi. Babasından kalma bir serveti vardı. Büyük bir itina ile idare ediyor ve koruyordu. II. Abdülhamit döneminde devletin yüksek mevkilerinde bulundu. Bir çok defalar valiliklerde dolaştı. Bütün çocukluğu, bütün gençliği İstanbul ‘un en kalabalık konağında geçen Naim Efendi eğlenceli toplantıları, dostlar arasındaki sohbetleri, misafirlere ziyafetleri çok severdi. Fakat öyle bir zaman yaşadı ki bunların hepsi yasaktı. Naim Efendi yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk almak bir tarafa, son senelerde yazılan ve konuşulan Türkçe’yi bile anlamıyordu. Bundan beş sene öncesine kadar karısı Nefise Hanımefendi yanı başında idi, rahatı ve huzuru iyi durumdaydı. Zira, bu ihtiyar kadın ölünce evin içinde yalnız kaldı. O öldükten sonra yerine kızı Sekine hanım geçti; fakat Sekine Hanımı hiçbir yönüyle annesine benzemiyordu. Naim Efendinin damadı Düyunu Umumiye Müfettişlerinden Servet Bey, Naim Efendinin saflığından yararlanarak konak içerisinde işleri istediği gibi yürütüyordu. Servet Beyin oğlu Cemil henüz yirmi yaşında olmasına ... Devamı

MODİFİKASYON NEDİR KALITSAL MIDIR

2013-11-30 22:10:00

MODİFİKASYON NEDİR KALITSAL MIDIR   Modifikasyon, canlılarda çevrenin etkisiyle meydana gelen ve kalıtsal olmayan özelliklerdir. Çevre koşulları (ısı, sıcaklık, besin) bazı genlerin işleyişini değiştirebilir. Bundan dolayı ortam koşulları eski haline dönünce canlıda eski haline döner veya oluşan karakter oğul döllere aktarılmaz. Bu olaya modifikasyon denir.  Lamarck'ın gözlemleri modifikasyona örnektir. Yapılan birçok araştırma modifikasyonların kalıtsal olmadığını göstermiştir. Örneğin, güneş banyosu yapan kimselerin derileri bronzlaşır.  Ancak bu yeni deri rengi çocuklarına geçmez. Yine August Weismann sonradan kazanılmış karakterlerin kalıtsal olmadığını fareler üzerinde yaptığı deneylerle ispatlamıştır. Weisman, farelerin 20 döl boyunca kuyruklarını kestiği halde, 21. dölde de kuyruklu fareler doğmuştur. Şunlar da modifikasyonlara örnek olarak verilebilir: Arı kovanında döllenmiş yumurtalardan oluşan larvalar; arı sütü ile beslenirse kraliçe arı, bal özü ile beslenirse işçi arılar gelişir. Çuha çiçeği; 30-35 derecede yetiştirilirse kırmızı renkli olur, 15-20 derecede yetiştirilirse beyaz renkli olur. Yazın güneş banyosu yapan insanların tenleri bronzlaşır, kış aylarında ise beyaz olur. Himalaya tavşanlarının beyaz tüyleri kazınıp üstüne buz konunca yeni çıkan tüyler siyahtır. *Sirke sinekleri 18 derecede doğarlarsa kıvrık, 34 derecede doğarlarsa düz kanatlı olurlar. ... Devamı

ALMANCA TAVŞANIN HAYATI TANITIMI

2013-11-25 21:13:00

Kaninchen Oryctolagus cuniculus Kaninchen oft Werden mit den Hasen verwechselt: Zwar SEHEN SIE sehr ähnlich aus, Aber Sindh und Haben Viel Viel Kurzer Ohren Zierlicher.   AUSSEHEN    Kaninchen gehören zur Familie der Säugetiere und Sindh Hasenartigen.Verwandt übrigens Wir sind total mit Höhle Nagetieren.  Kaninchen hier Ziemlich klein: 34 Vom Kopf bis SIE Werden bis zum 45 zentimeter lang po, 16 bis 18 bis maximal zentimeter hoch drei und Ein Kilogramm schwer.  Ohren Sind Immer und Sechs bis your aufgerichtet 7,5 zentimeter lang.Kaninchen Typisch für IST, dass. Der Obere Ohren schwarz IST der Rand.   Vier bis Acht Sieht aus Wie Ihr Eine zentimeter Quast Schwanz aus Wolle Langer. Gefärbt dunkel und er IST oben auf der unterseite rot.  Das Fell der Art und Kaninchen beige, braun, grau, schwarz oder weiß seins.Kaninchen Haben Eine Besonderheit: Ihre Schneidezähne Wachsen nach Ein Leben lang.  Weibchen und Sindh Nur zu schwer unterscheiden männchen. Männliche Tiere Rammler nennt Mann, Hashim Weibchen sterben.  Werden Kaninchen mit Hasen verwechselt oft. Gross Hasen und bis zu 40 Werden Aber bis 76 zentimeter sieben Kilogramm schwer. Außerdem Sindh sterben your Ohren Viel ALS der Kaninchen Langer.   Heimat   Wilde Kaninchen-GAB es Nur auf der iberischen Halbinsel wahrscheinlich Früher, auch in Spanien und Portugal Sowie in Nordwestafrika. SIE aber schön sehr früh wurden von Menschen und bis auf Matrize Britischen Inseln gehalten Sowie nach Irland, Südschweden kanarischen Inseln gebracht und auf Matrize. Ganzen schnell Sie sind heute auf der Welt zu Hause, als Weil Kaninchen gehaltene haustiere Ausgesetzt wurden von Siedlern und Europaischen mitgenommen: wie SIE leb... Devamı

PETROLDEN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER NELERDİR

2013-10-24 23:45:00

    Petrol ürünlerinin hemen hemen hepsi petrol rafinerilerinde damıtılmış petrolden oluşmaktadır. Rafineriler ham petrolün kalitesine ve ihtiyaca göre petrol ürünleri üretirler.Petrol genellikle enerji olarak tercih edilir :çeşitli derecelerde fuel oil ve benzin olarak. Rafineriler diğer kimyasal maddeleri de üretebilir, bunlardan bazıları plastik veya diğer ürünleri elde etmek için kullanılır. Petrol sülfüriçerdiği için, bu sülfürün büyük bir kısmı da yine petrol ürünü olarak ayrıştırılır. Hidrojen ve karbon da, petrol kolası formunda ürün olarak kullanılabilir. Hidrojen genellikle rafinerideki diğer işlemlerde katalizör olarak veya hidrodesülfürizasyonda kullanılır.   Petrol rafinerilerinin ana ürünleri Petrokimyasal ürünler (Plastik) Asfalt Mazot Fuel oil Benzin   Gaz yağı Sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) Kayganlaştırcı maddeler Parafin Katran  ... Devamı

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI MASALI

2013-10-19 13:01:00

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köy muhtarından bu işe bir çare bulmasını istemişler. Muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Böylece köyün adına fareli köy denmiş. Fareli köyün çocukları da, bu pis yaratıklarda bıkmışlar. Bir gün fareli köye bir çalgıcı gelmiş. Muhtara: “Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim.” demiş. Bütün köy halkı bu habere sevinmişler. Aralarında hemen çalgıcının istediği bir kese altını toparlamışlar ve muhtara teslim etmişler. Halkın tek istediği bu farelerden kurtulmakmış. Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler saklandıkları yerlerden akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyorlarmış. Kısa bir sürede çalgıcının etrafı binlerce fare ile dolmuş. Köydeki bütün farelerin çalgıcının etrafında toplandığı sırada çalgıcı yürümeye başlamış. Köye gelirken gördüğü dereye doğru yürümüşler. Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş. Çalgıcı dere kenarına gelince suyun içine yürümüş. Derede o kadar çok su varmış ki ama çalgıcı karşı kıyıya geçmiş. Farelerde peşinden gelmek isteyince dereye düşen... Devamı

MANEVİYAT TAM OLARAK NE DEMEKTİR.

2013-10-14 00:52:00

Maneviyatın sözlük anlamı: Maddi olmayan demektir. Maneviyat’ın: Sosyal, ekonomik ve dini boyutları vardır.  Bazı insanları para ile satın alamazsınız. O kişiler, kesinlikle dürüstlüğünden, taviz vermez ve rüşvete yan gözle bakmaz. Maneviyat her kişi için geçerlidir. Kişilerin içinde, Allah korkusu vardır. Bu Allah korkusu: Dürüst olmamızı, kötülüklerden uzak durmamızı sağlar. Sosyal yapıda Maneviyat: Acıma duygusu, adil olma duyusu ön plana çıkar. Bir fakire yardım etmek sosyal bir olaydır. Bu yardım sırasında, paylaşılan maddiyat, yerini maneviyat duygusuna bırakır. MADDİ VE MANEVİ YARDIMDA BULUNDUM. SÖZÜ BUNU İYİ BİR ÖRNEKTİR. Devamı

HAYAT DÖNGÜSÜ NEDİR HAYVANLARDA ÜREME

2013-10-13 23:10:00

HAYAT DÖNGÜSÜ NEDİR HAYVANLARDA ÜREME Doğada bulunan hayvanlar beslenme çoğalma şekli gelişim özellikleri ve yavru bakımı açısından farklılık gösterirler. Bu nedenle hayvan gruplarının hayat döngüleri birbirinden farklıdır. Doğada yaşayan canlıların doğması büyümesi gelişmesi üremesi (çoğalması) ve ölmesini içine alan süreye hayat döngüsü denir. Hayat döngüsü üreme olayı ile başlar. Hayvanlarda da üreme insanlar gibi döllenme olayı sayesinde gerçekleşir. Hayvanlarda erkek ve dişi üreme hücrelerinin (sperm ve yumurta hücrelerinin) çekirdeklerini birleşmesine döllenme döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir. Zigot oluştuktan sonra gelişerek embriyo denilen canlı taslağını oluşturur. Oluşan embriyoda gelişimini tamamlayarak yeni bir canlıyı oluşturur. Embriyonun büyüyerek gelişebilmesi için beslenmesi ve korunması gerekir. Bunun için embriyoya uygun bir ortam sağlanmalıdır. Devamı

BİLMECE SORMACA ÇOCUKLARA BİLMECELER

2013-10-13 11:40:00

  BİLMECELER ÇOCUKLARA BİLMECE SORMACA Ayağımla basınca kırt kırt eder, Güneşi görünce eriyip gider. (Kar) Şekere benzer tadı yok,gökte uçar kanadı yok. (Kar) Kıştan kaçmaz,yaprağı uçmaz. (Çam ağacı) Ne kanı var ne canı,beş tanedir parmağı. (Eldiven) Duruşu ömür,gözleri kömür Soğuk dondurur sıcak öldürür. (Kardan adam) Kışın yatar,yazın kalkar. (Soba) Ne ağzı var ne dili konuşur insan gibi. (Mektup) Biz onu görürüz o bizi görmez,O konuşur dinleriz. biz konuşuruz dinlemez (Televizyon) Konuş deyince konuşur,sus deyince susar. (Radyo) Burda bağırsak,orda duysak. (Telefon) Her gün yeniden doğar,dünyaya haber yayar. (Gazete) Kulağını büktükçe ağzı sulanır. (Musluk) Ağzı var odun yutar,bacası var duman tüter. (Soba) Dört ayağı var canı yok, ayağını kessen kanı yok. (Masa) Bakınca görünürsün,kaçınca silinirsin. (Ayna) Çıt der,ateş çıkar. (Kibrit) Aşağı iner tıkır tıkır,yukarı çıkar şıpır şıpır. (Kova) Küçük küçük dişleri var ne de büyük işleri var. (Tarak) Dışı var içi yok,dayak yer suçu yok. (Top) Çarşıdan aldım kapkara,evde kırmızılaştı maskara. (Kömür) Kışın yatar,yazın kalkar. (Soba) Açarsam dünya olur yakarsam kül olur [ Harita ] Adem peygamberin sahip olmadığı ama çocukların sahip olduğu şey nedir? [ Anne-baba ] Ağzı vardır konuşmaz, yatağı vardır, fakat hiç uyumaz. [ Akarsu ] Ak saray içinde sarı sultan [ Yumurta ] Al yastık içine un bastık? [ İğde ] Alçacık boyları. Kadife donlu. [ Patlıcan ] Alçacık dalı,yemesi ballı [ Çilek ] Allah yapar yapısını. Bıçak açar kapısını. [ Karpuz ] Altı adam bir şemsiyenin altında ıslanmadan na... Devamı

TİYATRO NEDİR TİYATRODAKİ TEMEL UNSURLAR

2013-10-01 19:30:00

  Tiyatro, çeşitli tiyatro gösterilerinin izleyici önünde oynandığı yere denir. Tiyatro sözcüğü Yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen teatron’dan türetilmiş, dilimize İtalyanca’daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Tiyatro, hayatta gelip geçmiş veya olabilecek yada tümüyle imgesel olayların belli yerlerde, yetenekli kişilerce (artistlerce) seyirciler önünde canlandırılması sanatıdır. İçinde bu sanatın gösterildiği yapıya tiyatro, burada temsil edilmek üzere hazırlanmış yazıya da tiyatro yapıtı (piyes) denir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur. İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum, oyunun sergilendiği sahne, sahnenin iki kenarında ve arkasında çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis. Bir tiyatro eserinde iki temel öğe vardır: a) Tiyatroda Olay: Her tiyatro eserinde bir olay ya da olaylar zinciri vardır. Bu olaylar eyleme dönüşmüş tutkular, özlemler, düşler ve isteklerdir. Her oyunda dramatik eylem, bir anadüşünceye, bir duyguya dayanır. Sözgelimi, Shakespeare’nin Kral Lear adlı tiyatro eserindeki olaylarla okuyucuya iletilmek istenen düşünce şudur: “Güzel ve parlak sözlere inanış, körü körüne güven, en güçlü kişileri bile yıkıma götürür.” Oyunda, Kral Lear kızlarının yaldızlı sözlerine inanarak onlarla iktidarı paylaşır. Kızları da devleti ele geçirince babalarını saraydan kovarlar. Bunun üzerine Kral Lear, doğru sözlü olduğu, gerçekleri yüzüne karşı söylediği için mirasından yoksun bıraktığı kızının yanına sığınır. Kızlarının aldatıcı sözlerine kanarak yitirdiklerini düşünür ve sonunda &cc... Devamı

JOPON KADIN VE ERKEK İSİMLERİ

2013-09-28 18:33:00

keiko. bizdeki ayşe fatma kadar yaygın olan bayan ismi A... Bayan ai - sevgi aiko - sevilen biri akako -kırmızı,al akina - bahar çiçeği akira -demir,çapa (böle isim mi olur yaaa XD ) ami - dost, arkadaş E......Bayan etsu - sevinç H...bayan hoshi - yıldız hana- çiçek,meyve baharı K....bayan keiko - tapılacak,çok sevimli çok hoş kichi-şanslı konaha-küçük çiçek,gonca, M- Bayan İsimleri miki -güzel ağaç mai -parlak,parlaklık S...bayan sakura-kiraz ağacı çiçeği shika -karaca suki-sevilen sumi -kibar ince zarif Y....bayan yumi-güzellik yuri-zambak H...erkek haru-baharda doğmuş olan hiroshi-cömert K...erkek.. kiyoshi-sakin kimse kisho-dikkatli kimse M..erkek mamoru-dünya ,toprak R...erkek ringo-elma (death note dan hatırlarız zaten XD ) ronin-efendisiz samurai T...erkek toyo-verimli,bol bu isimlerin sonuna -ko gelirse ...oğlu ya da kızı oluo şöyle ki sakurako-sakuranın kızı mamoruko-mamorunun oğlu ayrıca da 1. çocuk 2.3. çocuk şeklinde de sınıflandırılabiliniyor; ryoichi ryozo Aemi (F) KADIN Aguri (M) ERKEK Ai (F) Aiji (M) Aika (F) Aito (M) Aiya (M) Benika (F) Beniko (F) Bunka (M) Bunmei (M) Chiaki (F) Chie (F) Chikara (M) Chikato (M)   Dai (M) Daichi (M) Eho (F) Ei (F) Eika (F) Eiko (F) Fuji (F) Fujiko (F) KADIN Gai (M) Gaku (M) ERKEK Genya (M) Ginga (M) Gingo (M) Hajime (M) Hako (F) Hakuba (M) Hana (F) Hanaka (F) Haruka (M) Haruki (M) Ibuki (M) Idomu (M) Ikkei (M) June (F) Junko (F) Kako (F) Kami (F) Saika (F) Saiko (F) Yasuko (F) Yorika (F ... Devamı

GÜZEL KONUŞMA NASIL YAPILIR PÜF NOKTALARI

2013-09-28 17:49:00

Güzel konuşma sanatı   İyi konuşmacı, ister kalabalık bir gruba konferans veriyor, isterse arkadaş sohbetinde anısını anlatıyor olsun, ne söyleyeceğini bilir; kendine, bilgisine ve birikimine olan güvenini karşıya aktarır. Bunu sağlayabilmek için de çok yönlü bir ön hazırlık yapar. Kendisine yöneltilebilecek soruları cevaplayabilecek, ya da en azından doğru yönlendirebilecek kapasitededir. Bilgi dağarcığının zenginliği, düşünsel yetkinliğini de arttıracak, neyi ne kadar söylemesinin daha uygun olacağına, dinleyicisini gözeterek, kolayca ve doğru olarak karar verebilecektir.Çünkü, konusuyla ilgili tüm ayrıntılar dinleyenleri ilgilendirmeyebilir. Bu durumda kişinin bir seçme yapması gerekecektir. Konusunun bütününe olan hakimiyeti, gerekliyi gereksizden ayırt edebilmesini, seçenek sunabilmesini ve anında değişim yapabilme esnekliğine sahip olmasını getirecektir. İyi bir konuşmacı…Titiz bir planlamacıdır Anlattıklarının dinleyiciyi yormadan kolayca kavranmasını isteyen konuşmacı, aktaracaklarının ilgi ve önemine göre bir sıralama yapar. Ancak bu sıralamayı yaparken, kişinin dikkati, konu-dinleyici ilişkisinin doğru olarak saptanması üzerinde yoğunlaşır. Diğer bir değişle konuşmacı, aynı konuyu farklı gruplara, farklı bir sıralamayla anlatır. Çünkü planlamayı belirleyen, dinleyenlerin nitelikleridir. Bu nedenle, bazen ana düşüncelerin, bazen de destekleyicilerin sıralamadaki yerleri değişebilir. İyi bir gözlemcidir Çevresinden algıladıklarını, duyguları ve birikimiyle harmanlayıp, eyleme dönüştürebilir. Kendini çevreleyen dünyaya, çevresindeki insanlara, olaylara ve durumlara karşı uyanıktır. Bunlarla ilgili gözlem ve bilgileri, konuşmalarını zenginleştirmek, somutlaştırmak ve etkileyiciliğini arttırmak için... Devamı

CEMRE NEDİR CEMRENİN MEVSİMLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

2013-09-28 11:19:00

cemrenin kelime anlamı ‘kor halindeki ateştir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı ‘kasım’ ve ‘hızır’ günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, hızır ise 186 gündü. Yılın kasım kısmı yani kış devresi 8 kasımda başlar, 6 mayısa kadar sürerdi. 6 mayısta da hıdırellez ile birlikte yaz devresi, hızır günleri başlardı. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma ‘teşrinisani’ denilirdi. Kasım adı Arapça ‘bölen’ anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir. Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen ‘erbain’, seksen altısında da elli gün anlamına gelen ‘hamsin’ başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak ‘geldik yüze, çıktık düze’ denilirdi. Kasımın yüz beşinde (19-20 şubat) birinci cemrenin havaya, yüz on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart) üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz. Güneş’ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş’e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı. Meteoro... Devamı

PARADOKS NEDİR PARADOKS ÇEŞİTLERİ

2013-09-27 11:19:00

Türkçe'ye Fransızca paradoxe sözcüğünden türeyerek giren paradoks sözcüğünün, etimolojik anlamda kökeni Yunanca paradoxos yani "karşıt/çelişen (düşünce)"dir. Paradoxon, paradoks (karşıt düşünce) içeren iddia anlamındadır. (Yunanca para: Yan(ında), boyunca; üzerinden, dışa; karşı. Yunanca doxa: Düşünce; niyet. Ayrıca Yunanca dogma: Düşünce; karar; tez.) Bu Yunanca kökenli sözcüğün Latince'ye paradoxus olparak girmesi, sözcüğün daha sonra (17. yüzyılda) Batı dillerinde yer almasını sağlamıştır. (Yıldızla belirtilmiş referanslar.) Kökende sözcük 'kabul görmüş bir düşünceyle çelişen, karşıt bir ifade' anlamında kullanılırken, bugün bu anlamdan ziyade yukarıda belirtilen felsefi ve mantıki anlamda kullanılmaktadır.   Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Çoğunlukla, çelişkili gözüken sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır. Paradoks teriminin karşılığı olarak Türkçe'de yanıltmaç, çatışkı ve çelişme sözcükleri de kullanılmaktadır. Ayrıca kendi içinde çelişen veya tam tersi şekilde sonuç olarak doğru olan fakat absürd veya çelişkili gözüken bir ifadeye (veya ifadelere/ifadeler bütününe) de paradoks denmektedir. Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce olarak da tanımlanabilir.   Paradoksların Özellikleri 1- Çok mantıksız görünen, aslında çok mantıklı bir değiştir. 2- İki doğrunun veya yanlışın çelişkisidir. 3- Paradokslar ilginçtir. 4- Par... Devamı

Kıskançlığı Yenmenin Yöntemleri Nelerdir

2013-09-26 23:23:00

Kıskançlığı Yenmenin Yöntemleri İşte içinizdeki kıskançlık canavarını kontrol altında tutabilmeniz için düşünmeniz gerekenler Psikologlar genellikle deliliğin yakın kuzeni diye adlandırıyor Kökeni ne olursa olsun romantik kıskançlık genellikle gerçek temellere dayanmaz ve bizi tamamen kaybetmişiz gibi hissetmemize sebep olur Eğlenceli değil Muhakeme yeteneğimiz olması sevindirici Pozitif düşüncenin gücü: Bir kıskançlık krizini kontrol edemeyebilirsiniz ama biraz da yoğunlaşma ile düşüncelerinizi daha mutlu bir yere götürebilirsiniz Psikolog Ayala Pines Romantic Jealousy’nin yazarı eski mutlu zamanlara konsantre olmayı öneriyor “Sevgilinizin en son yaptığı güzel şey ya da kendinizi harika hissetmenize sebep olan güzel bir şey” gibi Kalıcı bir çözüm değil ama elinizdeki kadehin içindekini diğer kadının suratına fırlatmamanıza yarayabilir İkinci bir fikir sorun: Kıskançlık krizinizi sevgilinizin gözleri önüne sermeden önce mutlaka ikinci bir fikir edinin; bu en yakın arkadaşınız olabilir Sizin göremediğiniz ayrıntıları fark eder ve tarafsız davranmanıza yardımcı olur Kendi kıskançlık ucubenizi sahiplenin: Kıskanç bir insan değilmişsiniz gibi davranmaktan vazgeçin çünkü kabarıp kabarıp daha yıkıcı bir patlama ile bitmesi muhtemeldir Bunun yerine kıskançlığınızı tetikleyen insan/durumla ilgili sorular sormaya başlayın Neye benziyor ondan etkilendi mi ne hakkında konuştular? Zamanla bu soruları suçlayıcı bir tavırla değil doğal bir tavırla soracak kıvama geleceksiniz Bebek adımları   Rakibinizi tanıyın: Partnerimizin bir başkası ile birlikte kaçtığını düşündüğüm&u... Devamı

Ankaranın İlçeleri İsmini Nereden Almış Anlamları

2013-09-23 16:50:00

Ankaranın İlçeleri İsimlerini Nerden Almış Anlamları   Başkent Ankara’nın ilçelerine verilen isimlerin her biri ayrı bir hikayeyi barındırıyor. Binlerce yıllık tarihinde çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Anadolu, tarihi ve doğal güzellerinin yanı sıra mitolojik zenginliğiyle de insanoğlunu hayran bırakacak özellikler taşıyor. Anadolu’nun kalbi Ankara’nın tarihinde de yaşanan olaylar ve coğrafi konumu, ilçe isimlerine de yansıyor. İlçe isimlerinin nereden geldiğine dair kulaktan dolma bilgiler bilinse de, tam anlamıyla doğru bilgiler bulunmuyor. Ancak halk arasında ilçe isimleriyle ilgili çeşitli anlatımlar dikkat çekiyor. AA muhabirinin ilçe belediyeleri ile çeşitli kaynaklardan Ankara’nın 25 ilçesinin isimlerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin elde ettiği bilgiler şöyle: KAZAN- Kazan ismine ilk defa 1530 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarında rastlanıyor. Kazan’da, İlhanlıların Ankara’ya egemenlikleri zamanında "Gazan Han" adına basılmış sikkelerin buluntuları dikkat çekiyor. Bu rivayete dayanarak "Gazan" isminin zaman aşımına uğradığı ve "Kazan" olarak değiştiği bilgiler arasında yer alıyor. Kuvvetli bir görüşe göre, Kazan adının, 1402 yılında Osmanlı Devleti Hükümdarı Yıldırım Bayezit ile Moğol Hükümdarı Timur Han arasında Çubuk Ovası’nda yapılan Ankara Savaşı’nda Moğol ordusuna katılan Kazan Türk’lerinden gelmiş olma ihtimali de bulunuyor. Kazan Türk’lerinin, savaş sonrasında Ankara çevresine yerleşerek kendi adlarını taşıyan bir köy (Kazan Köyü) kurdukları iddia ediliyor. Ayrıca yapılan Ankara Savaşı esnasında Osmanlı ordusunun yemek ihtiyacını karşılamak üzere bölgeye dev kazanlar kurulmasından dolayı ilçeye bu ismin ver... Devamı

AĞLAMA DUVARI NEDİR NEREDEDİR

2013-09-19 17:27:00

    AĞLAMA DUVARI NEDİR Yahudilerin, Süleyman aleyhisselamın Kudüs’te yaptırdığı Beyt-ül-Makdis (Mescid-i Aksa)ten kaldığına inandıkları ve Küdüs'te bulunan kutsal kabul ettikleri duvar. Yahudilerin ha-Kotel ha-Ma’aravi (batı duvar) dedikleri bu duvar zamanla Hıristiyanlığın tesiriyle ’Ağlama Duvarı’ olarak adlandırılmıştır. Yaklaşık 485 m uzunluğunda olan Ağlama Duvarı, toprak seviyesinin üstünde yirmi dört büyük taş sırası ile yer altında kalan on dokuz taş sırasından meydana gelir. Yüksekliği toprak seviyesinden itibaren 18 m olup 6 metresi mabed alanının seviyesini aşmaktadır. Taşlardan bazılarının uzunluğu 12 m, yüksekliği 1 m, ağırlığı ise 100 tondan fazladır. 1967 Arap-İsrail (Altı Gün) Savaşına kadar sadece 30 metrelik kısmı ibadet için kullanılmaktaydı. Bugünkü haliyle duvarın en üstünde bulunan on bir sıra, İslami dönemden kalmadır. Geri kalan kısım ise hazret-i Süleyman zamanından kalma olmayıp Herod (Hirodes) dönemi mimari özelliklerini taşımaktadır Devamı

Akıl İle Zeka Arasındaki Fark Nedir

2013-05-31 14:51:00

Zeka, en bilinen anlamıyla insanın düşünme, gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamıdır. İlk kez karşılaşılan ya da ani olarak gelişen olaylara uyum sağlayabilme, anlama, öğrenme, analiz yeteneği, beş duyunun, dikkatin ve düşüncenin yoğunlaştırılması, ayrıntılara dikkat edilmesi zeka sayesinde gerçekleştirilir. Zekanın farklı tanımlarının olmasına karşılık, zekaya ilişkin teorilerin tümünde zekanın, kişinin doğuştan sahip olduğu, çoğunlukla kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen ve merkezi sinir sisteminin işlevlerini kapsayan; deneyim, öğrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir birleşim olduğu belirtilir.   Zeka ve akıl çoğu zaman aynı anlamda kullanılsa da tamamen farklı iki kavramdır. Zeka, sebep ile sonuç arasındaki bağlılıkları bulmak, benzerlik ve farklılıkları anlamaktır. Akıllı bir insan, zekanın sağladığı tüm avantajları kullanmasının yanında, zeki bir insanın sahip olmadığı bir kavrayış ve yeteneğe de sahiptir.  Akıl, insana zekanın çok üstünde bir anlayış kazandıran, derin düşünebilme, doğruyu bulabilme ve her konuda çözüm getirebilme yeteneğidir. Dahası akıl, hayatın her alanına hakim olan ve pek çok konuda başarı sağlayan bir yetenektir. Kişinin doğruyu yanlıştan ayırabilmesini ve böylece yaşamın her safhasında en doğru şekilde düşünebilmesini, en sağlıklı değerlendirmeleri yapabilmesini ve en isabetli kararları alabilmesini sağlamaktadır.   Kısaca özetlemek gerekirse: Zeka: Teoridir. (Düşünme) Akıl : pratiktir.  ( Uygulama) ... Devamı

Ülkeler Devletler İsimlerini Nereden Almış Anlamları

2013-05-23 10:40:00

Türkiye ile Yunanistan arasında ikiye bölünmüş olan Kıbrıs Adası’nın Yunanca ismi 'Kipros'tur ve 'bakır' demektir. Ada üzerinde 5 bin yıldır bakır madeni çıkartılıp işletiliyor. 'Suriye' adının nereden geldiği tam olarak bilinmemekle birlikte, ismini Asur İmparatorluğu’ndan aldığı ve 'Asuriye' adından geldiği düşünülmektedir. 'Lübnan', İbranîce bir isimdir ve 'beyaz dağlar' demektir. Lübnan Dağları eteklerindeki karlar 12 ay boyunca erimediği için bu coğrafyaya 'Lübnan' denmiştir. 'İsrâil', Hz. Yakub (as) Peygamber’in adıdır. Kûr’ân-ı Kerîm’de, İbranî (yahudî) kavminden bahsedilirken, 'Yakuboğulları' deyimi yerine, çoğu yerde 'İsrâiloğulları' deyimi kullanılır (Bakara, 40, 83 – 102, 122, 211, 246; Âl-i İmrân, 93; Mâide, 12, 32, 70 – 72, 110; İsrâ, 4, 101 – 104; Şuârâ, 197; Neml, 76; Secde, 23; Câsiye, 16 – 17; Ahkâf, 10; ...) 'Ürdün', ismini bu ülkedeki Ürdün Nehri’nden alır. 'Suudî Arabistan', ismini 18. yy’dan itibaren ülkede egemenlik kurmaya başlayan ve halihazırda krallık âîlesini oluşturan 'Suud' âîlesinden alır. Ülkenin ismi, bir âîlenin ismidir. 'Yemen' isminin kökeni, Arapça’daki 'yemin' kelimesidir. Bu sözcük, 'yemin', Arapça’da iki ayrı anlamda kullanılır; 'mutlu' ve 'hukuk'. Böylece, ülkenin adını şu şekilde anlayabiliriz: 'Allâh’ın hukukunun egemen olduğu mutlu ülke.' 'Katar' isminin kökeni, Arapça’da 'çıkartmak, uzaklaştırmak, değerlendirmek' gibi an... Devamı

Kadınlar Eşlerinden Neleri Gizler

2013-05-14 13:00:00

1. Kadınlar hemen hemen herşeyi, ayakkabı, etek, eczaneden ilaçları bile kendilerini mutlu etmek için alır. Ödeme miktarını da her zaman daha az söylerler. Çoğu zaman eşinizden masrafları saklamanın doğru olmadığı söylenir. Ancak bazen kadınlar eşlerinin söylenmesine katlanamadıkları için, bu tür yalanlar söylemenin yanlış olmadığını düşünür.. 2. Kadınlar kocalarına onlarla sık sık onlarla seks yapmayı düşündükleri söylemez. Bunun nedeni ise, özellikle çalışan kadınların yorgun oldukları zamanlarda eşlerinin bu konuda ısrar etmelerini önlemek ve dinlenmektir... 3. Bağlılık ve sorumluluk konusunda en az erkekler kadar titizdirler.. Kadınlar için eşleri evleninceye kadar beyaz atlı prens olsalar da sonrasında kızdıkları, öfkelendikleri durumlar olabilir. Ancak çoğu zaman bu yönlerini eşlerine yansıtmazlar.. 4. Modern ve özgür olsalar bile hala eşlerinin erkek olarak hayatın sorumluluklarını daha çok taşımasını isterler.. Erkekler üzerlerine düşen görevleri yerine getirdiğinde, hassas davrandıklarında, bu kadınları daha çok kadınsı yapar.. Gün sona erdiğinde eşinin kollarında dinlenen kadın için özgürlüğün bir anlamı yoktur.. 5. Eski erkek arkadaşlarının yatakta çokta kötü olmadığını düşünürler. Ancak eşlerine her zaman onun daha iyi ve başarılı olduğunu söylerler. Eşinin de istediği budur zaten.. ANNEN GİBİ DAVRANIYORSUN 6. Kadınlar annelerine benzemekten çok korkarlar ancak eşlerinin anneleri hakkında olumsuz birşeyler söylemesine, 'annen gibi davranıyorsun' demesine de asla katlanamazlar.. Bu nedenle eşlerinin yanında annelerinin hatalarını anlatmazlar, görmezden gelirler. 7. Eşlerinin kendilerini biraz da olsa kıskanmasını, üzerine titremesini isterler. Ancak &... Devamı

Kadınların En Güzel Göründüğü Yaş Kaçmış

2013-05-12 06:07:00
Kadınların En Güzel Göründüğü Yaş Kaçmış |  görsel 1

  İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, ah! 18 yaşımdaki halim zügürt tesellisi olarak kaldı.Yeni araştırma gösteriyor ki kadınların en güzel yaşı 30-35 yaşları arasıdır. Bu yaşlar arsında kadın olgunlukla beraber güzelliğinin de zirvesini yaşar. 30′lu yaşlara gelen kadınlar genç kızlara göre daha seksi ve çekici olurlar. Kadın gün geçtikçe güzelliğine güzellik katıyor. Bu da kadın şarap gibidir inanışını doğruluyor. Ayrıca yapılan araştırmalar güzelliğin görünüm kadar kişilikle de bağlantılı olduğu açıklanıyor. Kadınlar kişilikleri oturup olgun bir bayan olduklarında daha güzel oluyorlar. Yapılan araştırmalar kadının en güzel yaşının 31 yaş olduğunu söylüyor. Hatta kendine güvenen 30’lu yaşlarda kadının 20 ‘li yaşlardaki genç bir kızdan daha güzel bir görünüme sahip olduğunu belirtiyor. ... Devamı

II.RAMSES VE NEFERTARİ AŞKI

2013-05-09 19:15:00
II.RAMSES VE NEFERTARİ AŞKI |  görsel 1

    Tarihte birçok efsane aşk vardır, bunlardan biriside M.Ö.1302-1212. II. Ramses ve Karısı Nefertari arasında yaşanmış. Ramses’in sekiz karısından birisi olan ve ismi güzel eş anlamı taşıyan Nefertari’ye olan aşkını, ona değişik bir hediye vererek ispatlamak istemiş ve bunun üzerine isyancıları kovalarken gördüğü kayalık bir dağın içini oydurarak, ünlü EbuSimbel tapınağının yapımına başlamış, kayalar oyularak 55 metre dağın içine kadar girilmiş,giriş kapısının önüne dört tane devasa heykel 20 metre yüksekliğinde ve kaideleri ile beraber 33 metreyi bulan, bu heykellerden birisi kendisini, annesini ve karısı Nefertari’yi temsil ediyor, karısına aşkını ispat etmek için EbuSimbel tapınağını çok sevdiği aşkına adar ve bu tapınağın yapımında on binlerce köle çalışmış ve yirmi senede bitmiş ve Ramses’e kendi halkı ilah olduğunu düşünerek,Güneşin oğlu ve Işığın oğlu diye isimler takmışlar. EbuSimbel anlamı Sümbülün babası demekmiş. Nefertari bu tapınağı görmek için yirmi sene bekler ve kendisine adanan EbuSimbel’in açılış gününe gelirken Nil nehri üzerinde geçirdiği bir kazada  hayatını kaybeder ve tapınağın üzerinde Kocası tarafından yazdırılan “ Güneşin parladığı kadın” yazısını göremez. Ramses ise 90 yıl yaşadığı ve sevgili karısından dört erkek ve iki kızı oluğu bilgisi günümüze kadar ulaşmış.. 1970 yılında Assuan barajı yapılırken 300.000 ton ağırlığında ki bu tapınak, eski orjinallığı korunarak şimdi ki yerine taşınmış. CENGİZ DAMAR ... Devamı