Bolu Beyi Ve Köroğlu Destanı

2017-05-08 21:28:00

Bolu beyi, at meraklısı bir beydir. Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf'u, güzel ve cins 'at aramak üzere başka yerlere gönderir. Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at olur. Yusuf, tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur. Hatta, çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu biliyor. Sevinerek geri döner. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf'un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir, yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi'nden öc alacağını söyler. Baba Qğul, başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer. Tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgar gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf'un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur .O da her türlü şövalyelik oyunlarım öğrenmiş pir babayiğittir. Bir gece Yusuf, düşünde Hızır'ı götür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır'ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf' un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir. Bunu bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğr... Devamı

KARDAN ADAM MASALI

2013-09-23 13:12:00

Kışları çok sert geçen bir orman köyünde mutlu bir aile yaşıyormuş. Esin ve Mete yaşları henüz küçük oldukları için, okula gitmiyorlarmış. Mevsim kış olduğundan her taraf kar altındaymış. Bu yüzden oynamak için evden dışarıya çıkamıyorlarmış. Günleri sıcak sobanın başında annelerinin kendilerine anlattıkları masalları dinlemekle geçiyormuş. İki kardeş yeni bir masal anlatması için, annesinin gözünün içine bakmaya başlamışlar. Anneleri kuzucuklarının kendisine yalvarır gözlerle bakmalarına dayanamayarak, o güzel ve sıcak sesiyle, yeni bir masal anlatmaya başlamış. Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben ebemim beşiğini tıngır, mıngır sallar iken. Gökyüzünde bizim göremediğimiz çok uzak bir yerinde, bir su tanesi yaşıyormuş. Onun da bizim gibi bir ailesi ve kardeşleri varmış. Bir gün evinin bahçesinde kardeşleri ve arkadaşları ile saklambaç oynarken, ebenin onu bulmasını istemediği için bahçe duvarından dışarı çıkarak oraya saklanmış. Fakat saklandığı yer, hemen bir uçurumun kenarı imiş. Su damlası bu tehlikeli yerden, ayağı kaymış ve uçuruma düşmüş. Uçurum çok yüksekmiş. Su damlası korku içinde aşağı doğru düşerken, sesini kardeşlerine ve arkadaşlarına duyurmak için, yüksek sesle onlara seslenmiş. Ama çok hızlı düştüğü için, sesini onlara duyuramamış. Yükseklerde, bulutların arasından geçerken, çok soğuk esen rüzgârlarla karşılaşmış. Su damlası çok üşümüş ve soğuktan titremeye başlamış. Rüzgârlar daha sert ve soğuk esmeye devam etmişler. Su tanesi öleceğim galiba diye korkusundan ağlamaya başlamış. A... Devamı

MAVİ PERİ VE KÖTÜ KALPLİ CADI MASALI

2013-09-22 17:49:00

Bir varmış, bir yokmuş, bulutların arasında bir şehir varmış.Bu şehrin ismi pembe kentmiş, çünkü evlerinin hepsi Pembe renkmiş. Pembe kent rüyalar ülkesinin başkentiymiş. Bu pembe kentte insanlar çok mutlu yaşarlarken, bir gün kötü kalpli bir cadı bulutların arasında sihirli süpürgesi ile gezerken, bu pembe renkli evleri ve sokaklarda mutluluk içinde oynayan çocukları görmüş. Kıskançlığından ne yapacağını şaşırmış ve öfke içinde şehrin sokaklarına inmiş. Bu kötü kalpli cadının birçok sihir yapma özelliği varmış. Sokaklarda gezmesine rağmen insanlar onu göremiyormuş.Cadı çok güzel bir evin önünden geçerken, evin bahçesindeki salıncakta sallanan Eceyi görmüş. Bu ev, bu bahçe, bu salıncak benim olmalı demiş ve hemen Ece’nin yanına bir kız kılığına girerek yaklaşmış. Ece’ye bende seninle oynayabilir miyim? Diye sormuş. Ece bu sarı saçlı ve üzerinde sarı elbiseler olan, ilk defa gördüğü güzel kıza bakmış. -Benim de yalnız oynamaktan zaten canım sıkılıyordu ama ben seni tanımıyorum. Pembe kente yeni mi taşındınız? Diye sormuş. Cadı ona: -Evet, yeni taşındık ama hiç arkadaşım yok ve onun için çok üzülüyorum demiş. Cadı Eceyi kandırmak için hemen ağlamaya başlamış, sahte gözyaşları yanaklarını ıslatmış.Ece karşısında duran sarı elbiseli, sarı saçlı kıza çok acımış ve hemen ona elini uzatmış. Benim ismim Ece ya senin ki ne? Cadı bir an düşünmüş. Benimki de Cuda demiş. Ece ona: -Kendin gibi isminde güzelmiş, bundan sonra sen benim en iyi arkadaşımsın artık üzülme dedikten sonra, sallandığı salıncaktan kalkarak, yeni arkadaşını salıncağa oturtmuş ve yavaş yavaş onu sallamaya b... Devamı

Uzaydaki En Garip Olaylar

2013-05-23 20:36:00
Uzaydaki En Garip Olaylar |  görsel 1

Kuasarlar  Bu garip yıldızımsı nesneler evrenin en dış kısımlarında, bilim adamlarına evrenin oluşumundaki ilk evreleri inceleme fırsatı veriyorlar. Aslında Kuvazarlar uzak çok uzak bir galaksinin merkezinde oluşan karadelikler. Ama asıl ilginci ise, tüm Samanyolu galaksisinden 1000 kat veya daha fazla enerji yaymaları. Tüy siklet Gezegenler  Okulda güneş sistemindeki bazı gezegenlerin gaz kütleleri olduğunu okudunuz, ama o kocaman, bir çok halkası olan koskoca Satürn gezegenini suya atsanız batmayacağını biliyor muydunuz? Bu gezegenin yoğunlu 0.687 g/cm³, suyun yoğunluğu ise 0.998 g/cm³. Yani evrenin en büyük küvetine su doldursak, Satürn harika bir plastik ördek olurdu. Uzaydaki sıvılar  Burada, dünyada, sıvılar genellikle yerçekiminden dolayı "akmayı" tercih ederler. Ama sıfır yerçekimli uzay boşluğunda her sıvı kendini bir küreye dönüştürür. Sıvıların dünyada düz bir yüzey oluşturmasını sağlayan aynı mucize, uzayda da bu etkiyi yaratır. Sebebi ise basit, sıvıların molekül bağlarının çok kuvvetli olması.  Güle güle ay dede...  Gelgit olaylarını ayın çekim gücü oluşturur diye biliyoruz. Ama Dünya çekirdeğindeki gelgit olaylarında oluşan yerçekimi değişimi yüzünden ayın her sene dünyadan 3.8 cm uzağa gittiğini biliyor musunuz? Bunun da bir sonucu olarak, dünyanın dönüş hızı her yüzyılda 0.002 saniye düşüyor ve ay da dünyanın kız kardeşi Venüs'e doğru uzaklaşıyor.  "Güneşi gördüm" ama hangisini? İster inanın, ister inanmayın, şu anda gördüğümüz güneş ışığı aslında 30,000 yaşında. Bu ışığin enerjisi güneşin çekirdeğinde 30,000 sene önce üretildi. 30,000 senedir çekir... Devamı

ERKEKLER HANGİ KADIN TİPİNİ BEĞENİYORLARMIŞ

2013-05-12 06:22:00
ERKEKLER HANGİ KADIN TİPİNİ BEĞENİYORLARMIŞ |  görsel 1

Toronto Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar koyu tenli erkekleri tercih ederken, erkeklerse beyaz tenli kadınları çekici buluyor. Araştırmalar serisine bir yenisini daha ekleyen bu araştırmada açık renk tenin masumiyet, saflık, bekaret gibi kavramları çağrıştırdığı ve erkeklerin kadınlarda bu özellikleri aradığı sonucu çıkarken, buğday ya da esmer tenli erkekleri tercih eden kadınlarınsa tehlike, gizem, iktidar ve seksi ifade ettiği için tercihlerini koyu tenli erkeklerden yana yaptığı ortaya çıktı. Bilim adamları, hangi ırktan olursa olsun, erkeklerin “açık tenli” kadınları beğendiğini, kadınların ise “koyu tenli” erkekleri beğendiğini belirttiler. Bilim adamlarına göre erkeklerin açık tene eğilimlerinin nedeni, açık tenin “masumiyet, saflık, bakirelik, hassaslık ve iyiliği” çağrıştırması. Ancak bilim adamları, Monica Belluci gibi esmer tenli kadınları tercih eden erkeklerin sayısının da hayli kabarık olduğunu belirterek bu erkeklerin bilinçaltlarında “tehlikeye eğilim” olduğuna dikkat çektiler. Nicole Kidman, Kylie Minogue gibi açık tenli kadınları saflığın simgesi olarak gören erkekler, masumiyeti beyaz tende arıyor. Collin Farrel, Johnny Depp gibi beyazperdenin yakışıklı aktörleri ise esmer tenleriyle tehlikeyi ve gizemi çağrıştırdığı için kadınların beğenilerine daha çok hitap ediyor. ... Devamı

Saç Modelleri ve Moda renkler

2013-04-20 11:06:00

 Saç Modelleri ve Moda renkler    Devamı

Doğmadık çocuğa kaftan (don) biçilmez. Değiminin Anlamı

2013-04-15 09:27:00

Doğmadık çocuğa kaftan (don) biçilmez.   Daha ihtimal dahilinde olan, henüz ne olacağı belli olmayan, ele geçmeyen, ortaya çıkmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak ve kesin karar vermek doğru değildir. Çünkü beklediğimizin aksine bir durumla karşılaşıp zarar görebiliriz.  Devamı

LaFerrari - official launch 2013 Modeli video

2013-04-14 01:21:00

LaFerrari - official launch 2013 Modeli  video   Devamı

LİTRE NEDİR ÖLÇÜLERİ LİTRE NEREDE KULANILIR

2013-02-26 18:28:00
LİTRE NEDİR ÖLÇÜLERİ LİTRE NEREDE KULANILIR |  görsel 1

  Litre Nedir? Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetreküp hacminde ölçü birimine Litre Denir. Sembolü: L Litre bir Hacim ölçüsü birimidir. Tüm Sıvı Maddelerin miktarını ölçmede hacim ölçülerinden faydalanılır. 1 litre 1 desimetre küp'e eşittir. Litre --> Sembolü: l (Kilogram - Litre çevirisi istekler uzerine eklenmistir. Litre, Hacim Ölçüsü birimidir.) Litre, Büyük L (l) ile gösterilir. Litre bir Uluslararası Birim Sistemi birimi değildir; fakat SI birimleriyle birlikte kullanılması kabul görmüştür. SI'nın hacim ölçüsü birimi metreküptür. Bu birimin adı metrik sistemde sık sık geçmektedir. 1 litre 1 desimetreküpe eşittir. 1 rakamı ile karışmaması için küçük l yerine büyük L kullanımı kabul edilmiştir. Litre hangi mesleklerde kullanılır? Sıvılarla ilgili iş yapan bütün mesleklerde litre kullanılır. Sokak sütçüleri, Su satanlar, kimya ve gıda laboratuarlarında çalışanlar, gıda fabrikaları, Petrol ofisleri litre kullanır. Boyacılar da boyayı sulandırmak için gerekli su miktarını ölçerken litre kullanıyorlar" Litre " Adının Kökeni Litre sözcüğü Fransız ölçü birimi litrondan gelmektedir. Sözcük Fransızca'ya da Latince yoluyla Yunanca yani Rumca'dan girmiştir. Diğer Hacim Ölçüsü Birimleriyle Eşitlikleri 1 litre; 0.001 metreküp 'e (m³), 1 desimetreküp 'e (dm³), 1000 santimetreküp'e (cc,cm³), 0.001 Kilolitreye , 0.01 Hektolitreye , 0.1 Dekalitreye , 10 Desilitreye , 100 santilitreye , 1.000 Mililitreye eşittir. ... Devamı

KİBRİTÇİ KIZ MASALI ANDERSENDEN MASALLAR

2013-02-25 21:13:00
KİBRİTÇİ KIZ MASALI ANDERSENDEN MASALLAR |  görsel 1

  KİBRİTÇİ KIZ MASALI ANDERSENDEN MASALLAR      Bir yılbaşı gecesiydi. Dondurucu, kavurucu bir soğuk vardı. Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar, atkılarına bürünmüşler, hızlı hızlı yürüyorlardı. Kimi evine geç kalmış, acele ediyor, kimi bir eğlence yerine gidiyordu. Çocuklar koşuyorlar, birbirlerine kartopu atıyorlardı. Gecenin zevkini en çok onlar çıkarıyorlardı. Kahkahalarla gülüyorlar, sevinçle haykırıyorlardı. Yalnız bir çocuk vardı ki gelip geçenler onun farkında değillerdi. Ufak bir kız çoçuğu. Başı açık, elbisesi yama içinde, yoksul bir kızcağız. Bir kapının önüne büzülmüş, çıplak ayaklarını altına almıştı. Soğuktan morarmış tir tir titriyordu. Üzerinde oturduğu taş basamakta buz gibiydi. Yavrucağız da sanki donmuş, bir buz parçası kesilmişti. Geniş bir mukavva kutunun içine sıralanmış kibrit kutularına bakarken gözleri yaşarıyordu. Evet, bu bir kibritçi kızdı. O gün bir tek kutu kibrit bile satamamıştı. Satsa, bir kaç kuruş para kazansa, kalkıp evine gider, annesiyle birlikte hiç olmazsa bir kase sıcak çorba içerdi. Gidemiyordu, çünkü o gün hiç kibrit satamadığını annesine söylemekten çekiniyordu. Soğuktan, üzüntüsünden titreyen kısık,incecik sesiyle "Kibrit var, kibrit"diye bağırıyordu. Sokaktan geçenlerin hiçbiri başını çevirip bakmıyordu... Ah hiç olmazsa ayaklarında terlikleri olsaydı! Biraz önce, sokak sokak dolaşırken, hızla geçen bir arabanın önünden kaçmış, kaçarken terlikleri ayağından fırlamıştı. Karşı kaldırıma geçtikten sonra, dönüp bakmış hınzır bir çocuğun terlikleri kapıp kaçtığını g&o... Devamı

SİHİRLİ FASULYE MASALI MASAL

2013-02-25 20:54:00

SİHİRLİ FASULYE MASALI MASAL Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş. Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış. “Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.” “Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş. “Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş. Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış. Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış. “Yiyecek bir şeyiniz var mı?”... Devamı

BREMEN MIZIKACILARI BREMEN ÇALGICILARI MASALI

2013-02-25 20:10:00
BREMEN MIZIKACILARI BREMEN ÇALGICILARI MASALI |  görsel 1

BREMEN MIZIKACILARI BREMEN ÇALGICILARI MASALI     YAZAR: Grimm Kardeşler Vaktiyle bir adamın bir eşeği varmış. Bu eşek çuvalları bıkmadan usanmadan yıllarca değirmene ***ürmüş. Fakat artık gücü kalmamış, işe yaramaz bir duruma düşmüş. Sahibi onu boş yere beslemek istemiyormuş. Eşek de işlerin yolunda olmadığını sezmiş, başını alıp çıkmış, Bremen yolunu tutmuş. Orada kent çalgıcısı olabileceğini sanıyormuş. Eşek böylece az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş; yolda boylu boyunca yatan bir av köpeğiyle karşılaşmış. Hayvan, koşmaktan yorulmuş köpekler gibi soluyup duruyormuş. Eşek sormuş: - Ne soluyup duruyorsun böyle bakayım, bekçi baba? Köpek: - Sorma, demiş, yaşlandım. Günden güne güçten düşüyorum. Avda koşamıyorum diye sahibim beni öldürmek istedi... Ben de kaçıp kurtuldum. Bundan sonra karnımı nasıl doyuracağım bilmem! Eşek: - Sana bir şey söyleyeyim mi, demiş, ben Bremen'e gidiyorum... Kent çalgıcısı olacağım... Benimle gel, sen de bandoya gir! Ben lavta çalarım, sen de davul... Bu öneri köpeğin hoşuna gitmiş. İkisi birlikte yola çıkmışlar. Aradan uzun zaman geçmemiş. Yolun kıyısında bir kedi görmüşler. kedinin suratından düşen bin parça oluyormuş. Eşek: - Ne o? İşin sarpa mı sardı yoksa, yaşlı palabıyık? demiş. - İnsanın başında ateşler yanarken nasıl neşeli olur? Artık yaşım ilerledi. Dişlerim kütleşti... Farelerin peşinde koşacağıma sobanın arkasında oturup pinekliyorum. Bu yüzden hanımım beni suya atıp boğmak istedi. Ben kaçıp kurtuldum ama son pişmanlığın yararı olmuyor. Şimdi nereye gideyim? - Bizimle birlikte gel. Müzikten anladığın bilinir. Oraya varınca kent mızıkacısı olursun! Kedi bu sözü hoş karşılamış, onlarla birli... Devamı

KELOĞLAN VE DEVLER MASALI

2010-12-27 18:58:00

…Keloğlan Masalları… (Keloğlan ile Devler) Bir varmış bir yokmuş, eski zamanların birinde, bir nine ile oğlu varmış. Kafası kel olduğundan, herkes o oğlana Keloğlan dermiş. Keloğlan, keyfine çok düşkünmüş, sabah erkenden kalkar, akşamlara kadar sinek avlar, fare kovalar, daha güneş batar batmaz, uyuz kediler gibi ocak başına büzülürmüş. İş, güç ne yaparmış, ne de severmiş. Yaşlı annesi, oğlunun bu miskin, bu tembel huyundan çok dertliymiş. Birçok kereler, yahut sayısız defalar uyarmış, ama Keloğlan hiç aldırış etmemiş, sineklere avlamaya, tavuklara kışalamaya, dev gibi fareleri de kovalamaya devam etmiş. O kadar tembellik ediyormuş ki, keçileri ile eşeği bile yaylıma götürmemiş, hayvancıklar açlıktan ölmüş. Yaşlı annesi, artık daha fazla dayanamamış, oğlum, uşağım dememiş, almış eline kocaman bir sopa düşmüş peşine. Neresine gelirse pat pat vurmuş. Neredeyse, Keloğlan’ın kafası kırılmış. Keloğlan bakmış ki anasının dayaktan vazgeçeceği yok, acımadan öldürecek, canlı canlı da mezara gömecek. Ardına bile dönüp bakmadan kaçıp gitmiş. Çok para kazanmadan eve dönmeyecekmiş. Az gitmiş, uz gitmiş, gide gide bir kasabaya inmiş. Karnı da çok ama çok acıkmış. Parası da ya azmış yahut hiç yokmuş. Bir kocakarının evine varmış, kapısını vurmuş, ekmek istemiş, yemiş… İş aramış, bulamamış, bir güzel de paylanmış. Geri dönmemeye pek kararlıymış ya, ne olur ne olmaz, dağlarda, ormanlarda lazım olur diye düşünmüş. Bir demirci dükkanına varıp, kendine demir bir kılıç yaptırmış. Takmamış beline, almış eline. O kadar çok yol gitmiş ki, kaç köy, kaç kasaba geçtiğini unutmuş. Çok sessiz ve karanlık bir gecede, bir derin vadiye inmiş. El... Devamı