User-agent: Googlebot Disallow: Robots txt User-agent: Mediapartners-Google Disallow:
13 01 2011

80 GÜNDE DEVRİALEM KİTAP ÖZETİ

 

Kitabın Adı:80  Günde Devr-i Alem
Kitabın Yazarı: Jules Verne
Kitabın Yayınevi: Gün Yayıncılık
Kitabın Basım Yılı:2005
Sayfa Sayısı:125
Kitabın Konusu: Kitabın kahramanı Phileas Fogg un idda üzerine dünyanın etrafını 80 günde dolaşmasını ve yaşadığı maceraları konu almaktadır..
Kitap açıklama:
1872 yılında, İngilterede zengin bir adam yaşardı adı Bay Phileas Fogg’du Bay Fogg dünyanın en nazik insanıydı gösterişide pek sevmezdi ,hakkında pek az şey biliniyordu , herzamanki gibi biriç oynarken bir hırzıslık olayı masada konuşulmaya başlandı , Dedektifte tabiki olanları dinliyordu.. Bir iddaa üzerine bay Fogg dünyayı 80 günde gezeceğini söylemişti ,yanına yardımcısınıda aldı ve tabiki şüphe içindeki dedektifte onları takip edecekti.. Bakalım hırsız herçekten onlar mıydı ?


Kitabın Özeti:
Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir. Son derece düzenli bir hayat sürmesi, titiz ve dakik yaşayan biri olmasıyla ünlüdür. Bir gün, üyesi olduğu “Londra Kulübü”nde, gerçekleştirilmesi imkânsız gibi görünen bir konuda, servetinin yarısını ortaya koyarak iddiaya girer: Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacaktır, hem de bunu, önceden bir plan program yapmadan gerçekleştirecektir. “Beyler, 21 Aralık günü beni burada bekleyin” demeyi de ihmal etmez.
Fogg, tek bir gecikme ya da tek bir aksilik sonucu her şeyini kaybetmesine neden olacak bu imkânsız yolculuğa yardımcısı Passeportaut eşliğinde koyulur.
Bu arada, bir dedektif Fix, bir banka soyguncusunun peşindedir. Banka soyguncusu, Bay Foog’a çok benzemektedir. Bu yüzden, dedektif Fogg ve yardımcısını adım adım izlemektedir. Hatta, “soyguncuyu buldum” diye merkezine haber verip, tutuklamak için izin ister. Çünkü yaptığı istihbarata göre, Fogg İngiltere’den çok acele çıkmıştır ve de yanında büyük miktarda da para taşımaktadır.
Üç kahramanımızın bindiği gemi Afrika’ya varmıştır. Afrika’dan 14 Ekim’de Aden’e, oradan 20 Ekim’de Hindistan’ın Bombay limanına varırlar.
Dedektif Fix, Hindistan polisinden Fogg’un tutuklanmasmı ister. Hind polisi, İngiltere’den emir gelmeden bu işi yapamayacaklarını belirtip, reddeder.
Bombay’da, Fogg’un yardımcısı, treni beklerlerken, bir tapınağa ayakkabı ile girdiği için, ayakkabıları çıkartılarak tapınaktan sille tokat atılır. Bunu efendisine söylemez.
Trene binip, Hindistan’ın içlerine doğru yola koyulurlar. Ancak, tren hattı henüz tamamlanmadığı için, Tren belli bir yerde durur. Daha ileri gitmesi mümkün değildir. Araya araya bir fil bulup, satın alırlar. Ve yola koyulurlar. Hedef Kalküta’dır.
Yolda, fil duraklar. İnsan kokusu almıştır. Saklanırlar. Bir kafile, aralarında bir ceset ve kurban edecekleri bir genç kız den geçip gider. Sabaha kadar bekleyip kızı kurtarırlar. Artık dört kişi olmuşlardır. Kalküta’ya varırlar. Rehber ve fili geri gönderirler. Kız yanlarında kalır. Kızın adı Aouda’dır.
Kız, hayretler içindeydi. Bir gün önce ölmüş olacaktı. Bugün ise yabancı insanlarla bir arada bulunuyordu.
Akşam, gemiye binirj gitmelerine beş saat varken, yanlarına yaklaşan bir polis onları müdüriyete davet etti. Durum anlaşılmıştı. Dedektif Fix, Fogg’u tutuklatamayınca, yardımcısının tapınağa, ayakkabı ile girmesi konusunu işleyerek, rahiplerin şikâyetçi olmasını sağlamış, böylelikle de polis olaya el koymuştu. İki bin pound ödeyerek kefaletle serbest kaldılar.
Hemen bir gemiye binip Hong Kong’a doğru yola düştüler. Dedektif Fix yine peşlerindeydi. Hong Kong’da kendilerini götürecek, gemiyi beklerlerken, Detektif Fix, Bay Fogg’un yardımcısıyla ahbaplığı ilerletir. Ona polis olduğunu açıklar. Yardımcı, efendisine geminin kalkış saatini bildiremesin diye de onu sarhoş edip, oyalaı.
Bu esnada, bay Fogg Hong Kong çarşılarında alışveriş için gezmektedir.
Gece yatar. Sabah gemiyi kaçırdığını anlar. Fix yanma yaklaşır. Sevincini belli etmeden, onunla konuşur. Çünkü en yakın gemi bir haftadan önce gelmeyecektir.
Fogg bir kayık kiralar. Bilmeden, Fix’i de kendileri ile birlikte gitme teklifini, Fix mennuniyetle kabul eder. Küçük tekne ile yola çıkarlar.
Yardımcı ise, gemidedir. Gece uyanmış, koşa koşa kendisini gemiye atmıştır. Efendisinin olmadığını ancak, gemi hareket ettikten sonra anlayabilmiştir. Ama iş işten geçmiştir. Geminin vardığı yerde, Amerika’ya gitmek için gemi aramaya başlar. Parası olmadığı için, aşçılık yapmaya bile razıdır. Böyle dolaşırken, bir sirke uzun burunluların alınacağı ilanını görür. Müracaat eder ve karın tokluğuna çalışmaya razı olur. ‘ ¦ r .
Bir gün akşam, gösteriden sonra, seyirciler arasında oturan Efendisi Bay Fogg’u görünce hayretlere düşer. Yine bir araya gelirler. Albay Stamp Proctor isimli birisi ile kavga ettiler….

Hep birlikte, General Grand gemisi ile Amerika’ya doğru yola çıkarlar. 3 Aralık’ta San Fransisco’ya ulaşırlar. Tüm aksaklıklara rağmen, Fogg’un hedeflediği tarihte bir sapma olmamıştır.
Fakat, aksilikler de bitmemişti. Amerika’da kavga ettikleri Albay, peşlerindeydi. Nitekim trende Bay Fogg’la karşılaşırlar ve düello için trenin arkasına doğru yürürler. Tam bu esnada, Kızıl­derililer trene saldırır. Fogg’un yardımcısının cesareti sayesinde bu saldırı püskürtülür. Bu arada Albay yaralanmış, yardımcısı ise kaybolmuştur.
Fogg treni kaçırma pahasına gider ve yardımcısını bulur. Bu sefer temin ettikleri bir kızakla yollarına devam edip ve Omaha’ya vardılar.. Omaha’dan da trenle Şikago’ya kadar geldiler. 10 Aralık’ta ise New York’taydılar. Ancak, gidecekleri gemiyi kaçırmışlardı.
Ama, Bay Fogg’un durmaya niyeti yoktu. 8000 dolara bir gemi kiralar ve ertesi gün yolculuğa çıkarlar. Hiçbir limana yanaşıp yakıt ikmali yapmadıkları için, yolda geminin kömürü biter. Bay Fogg, bu sefer de gemiyi sahibinden 60 bin dolara satın alır. Ve gemi, üst tarafında ağaçtan yapılma ne varsa yakarak yoluna devam edip, İrlanda’ya kadar varır. Artık yol yaklaşmıştı. İrlan­da’dan önce bir trene, sonra da bir gemiye binerek Liverpool’a vardılar.
Liverpool’da, dedektif Fİx Bay Fogg’a yanaşıp ismini sordu ve “İngiliz Kraliçesi adına sizi tutukluyorum” dedi.
Fogg’un canı çok sıkılmıştı. Saatini önüne koymuş, durmadan bakıyordu.
Birkaç saat geçmemişti ki, Fix içeri girerek, “Sizden özür diliyorum bayım, gerçek hırsız üç gün önce yoklanmış” dedi. Fogg ayağa kalktı ve Detektife esaslı bir yumruk atarak onun ayaklarını yerden kesti.
Hemen istasyona koştular. Tren yoktu. Bay Fogg özel bir tren tuttu. Dokuza on kala Londra’ya vardılar. Ancak, geç kalmış ve bahsi kaybetmişti.
Evine geldi ve odasına kapandı. Ertesi gün Aouda ile konuşmaya başladı.
“Seninle ilgili çok güzel düşüncelerim vardı. Ancak, şimdi her şeyini kaybetmiş birisiyim. Sana ancak, az bir para verebilirim.”
Aouda, “hayatımı kurtardınız, sizden daha başka ne isteyebilirim. Hem ben sizi seviyorum ” dedi.
Evlenmeye karar verdiler….Bir gün sonra, akşam evleneceklerdi.
Fogg’un beş arkadaşı, dakikaları sayıyorlar, Fogg’un artık gelemeyeceğini hesap ediyorlardı. Tam saatinde, Fogg içeri girdi ve “geldim” dedi
Bu nasıl olmuştu. Gayet basit. Fogg ve arkadaşları bir gün erken gelmişlerdi. Ancak, Bay Fogg, bunun farkında değildi. Yardımcı ertesi gün kendisini az bir zaman kala ikaz etmese, yine farkında olmayacaktı…
Ve Bay Fogg artık yine zengin bir adamdı.
Kitabın Anafikri: İstediğimiz ve kendimize güvendiğimiz zaman tüm zorlukların arkasında durabiliriz.
Kitaptaki Karakterlerin Değerlendirmesi:
Phileas Fogg: Zengin kendine güvenen maceracı bir kişi.
dedektif Fix: Yanlışlıkla Phileas Fogg u hırsız zannetmiştir..Ve onun peşinden dünya gezisine katılmıştır.

881
0
0
Yorum Yaz